SinemaYüzleşme 🏃

İran Devrimi’ni Persepolis Üzerinden Okumak

Persepolis (2007), Marjane Strapi’nin aynı isimli çizgi romanından uyarlanmış, İran Devrimi’ne giden süreçten İran-Irak Savaşı’nın sonuna kadar geçen dönemi olağanüstü bir samimiyetle anlatan bir animasyon. Ahameniş İmparatorluğu’ndan Kaçar Hanedanı’na, İran kültürünün şahsına münhasır dokusuyla toplumdaki değişimin sebep olduğu sancıları birleştiren bu film, aynı zamanda arada kalmışlığı da işlemekte. Persepolis, Marjane’la birlikte büyüyen yeni İslam Cumhuriyeti’nin, İbn Halduncu bir doğup-büyüme formasyonundan da geçtiğini göstermekte. Bununla birlikte, kızıl prensesin anlatıcılığında, filmin içine gizlenmiş sembolleri yakalayabilmek için öncelikle modern İran’ın tarihini anlamak gerekiyor.

Filmin başladığı nokta olan, Muhammed Rıza Şah Pehlevi’ye karşı protestoların nedenini anlamak için, Marjane’ın da soyundan gelmiş olduğu Kaçar Hanedanı’nın yıkılışını incelemek mühimdir. Şah’ın babası, aynı zamanda Pehlevi Hanedanı’nın ilk hükümdarı olan Rıza Şah; 1921’de yaptığı darbeyle İran’da Kemalist Devrim benzeri bir devrimle modernleşmeyi, dönüşümü ve hatta cumhuriyetin tesis edilişini hedeflemektedir. Bu dönemde kurulan yeni kurumlar ve merkezileşmiş bir yönetimle tam anlamıyla Weberyen bir devlet inşa edilmektedir. Kaçarlar’ın tek bir yönetim altına alamadığı dağınık ve aşiretlere bağlı milisleri ilga ederek işleyen bir silahlı kuvvetler teşkilatı oluşturan Şah, önceki yönetimden kalan Genelkurmay Başkanlığı görevini kendi egemenliğinde de devam ettirir. Simetrik olmayan modernleşme, peçe ve çarşafın yasaklanması, kurumların seküleştirilmesi gibi toplumca özümsenemeyen yeniliklerin dikteyle uygulanması huzursuzluklara neden olmuştur.

Bu noktadan itibaren, Devrim’e giden yolu iyice kavramak için önemli iki tarihi unsur bulunmakta: 1953 Darbesi ve Muhammed Rıza Şah’ın baskı rejimi. 1941’de İran’ın Nazi Almanyası ile gelişen bağları öne sürülerek gerçekleşen Britanya-Sovyet işgali sonrası taç, babadan oğula geçmiştir. Batı eliyle yapılmış bu iktidar değişimine ek, Şah’ın sınırlandırılmış güçlerine karşı parlamentonun gelişmesi milliyetçi ve sosyalist partilere çalışma alanı sağlar. 1941’den 1953’e kadar süren milliyetçi ara dönem, Başbakan Musaddık’ın İran petrollerini millileştirmesi sonrası, Tahran’daki Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği’nde inşa edilen darbe ile son bulmuştur. Anti-Amerikancılık’ın başladığı bu darbe sonrası gücünü tekrar sağlamlaştıran ve özellikle ABD’den destek alan Şah’a olan muhalefet katlanarak artmıştır. Filmde protestolarda kadınların çarşaf giymesi, sekülerleşme ve yasaklara karşı olan bir tepkidir; bu dönemde çarşaf, muhalefetin bir sembolü haline gelmiştir.

Toplumun her segmentinin Şah’a karşı birleştiği devrim-öncesi dönemde, Marjane’ın ailesinin de içinde bulunduğu sol tandanslı cenahla İslamcıların çatışması, Şah kanser tedavisi için ülkeyi terk edip, Paris’te sürgünde olan Humeyni’nin Tahran’a dönüşünden sonra başlayacaktır. Bu noktada şu belirtilmeli ki Persepolis’te Humeyni’nin ya da diğer siyasi figürlerin isimlerinin kullanılmaması da önem arz etmekte. İran’ın dönüşümü sisin ardında betonlaşmış, politik aktörlerin kişilikleri Marjane’ın çocuksu naifliğinde yok olmuştur. Liderlerden bağımsız olarak sosyalistlerin ve İslamcıların çatışması, İslam Cumhuriyeti’ne giden yolda öne çıkartılmıştır. 1979’da İslam Devrimi’nin gerçekleştirilmesinden bir sene sonra Irak’ın saldırısıyla sekiz sene sürecek İran-Irak Savaşı’nın başlaması, rejim için dini ve milliyetçi bir efervesan görevi görmüş, yine İbn Halduncu bağlamda toplumun asabiyyesini arttırmıştır. Marjane’ın Avrupa’da yaşadığı dönemle İran-Irak Savaşı’nın devrim karşıtlarına yaşattığı mecburi aidiyet paralellik gösterirken, kimliksizlik Marjane’ı İran’a dönmeye zorlar. Bu noktada filmin savaşı illustre ettiği biçim oldukça doğrudur: 1980 Rehine Krizi’nden sonra Körfez’den ve diğer ülkelerden destek bulamayan İran, askeri kapasitesi oldukça kısıtlı olduğundan, şehitlik vaadiyle silahsız gençleri cephelere etten bir duvar oluşturmaları için göndermiştir.

Persepolis, bu şehit devletinin ne şark ne de garba ait olma arzusuyla geçirdiği evreleri Marjane’ın bireysel dönüşümüyle eklemlemiş, imparatorluktan cumhuriyete İran’ın bütün simgeciliğini içine alarak dokumuştur. Film aynı zamanda, kızıl prensesin tüm aşıklarında yaşadığı hayal kırıklıklarını İran’ın her dönüşümünde geçirdiği Ancien Régime’i yok etme eğilimiyle benzeştirir. Devrim’in ezici havasının altında halkın yaşadığı bunalımların tarihi bağlamdan koparılmadan yedirilmesi, Şah-sonrası dönemin izleyicisince farklı bir bakış açısıyla incelenmesine olanak tanımakta. Özellikle kadınlığın etten bir hapishane olduğu bu dönemi feminist bir dille anlatılan film; tüm bu yabancılaşma, kimliksizlik, buhran, baskı ve toplumsal bozulmayla her sahnesine yaseminlerin işlendiği detaylı ve sarsıcı bir şekilde yazılmış tarihi bir biyografidir.

 

Bu yazıya referans verin: Ekin Keleş (13 Kasım 2020), "İran Devrimi’ni Persepolis Üzerinden Okumak", Nimbus, Erişim tarihi: 28 Kasım 2020, https://nimbuskultursanat.com/yuzlesme/iran-devrimini-persepolis-uzerinden-okumak/.
 

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir