PsikolojiYüzleşme 🏃

Hazıroluş

Farkındalık – bağlamına göre – müdahale veya mücadele aşamasına geçişin hemen öncesinde gerçekleşmesi beklenen bir durumdur. Bir ideolojiye, yaklaşıma veya örgütlenme modeline ait hissetme ve ardından inanılan şeyin mücadelesini verme, bir farkındalık yaşanmadıysa çoğunlukla gerçekleşmez ya da içten bir şekilde yürütülemez. Örneğin; şiddet, şiddet döngüsü ve şiddet türleri konusunda farkındalık kazanmadan şiddetle mücadelenin bir parçası olmak çoğu zaman pek mümkün değildir. Arzu edilen bu farkındalık düzeyi, her zaman formal ya da non-formal kaynaklardan öğrenme yoluyla gerçekleşmeyebilir. Kimi zaman bir “yüzleşme” anı, bu evreye geçişte tetikleyici rol oynar. Bu an, dönüm noktaları veya travmatik yaşantılar gibi bireysel kaynaklı olabileceği gibi; kolektif bilinçaltını besleyen toplumsal dönüşümler, eylemler ve çatışmalar biçiminde de olabilir.

Psikolojik destek sürecinden geçmek, bireysel yüzleşmenin deneyimlenmesinde profesyonel rol oynar. Çünkü psikolojik destek kişiye; kendini tanıma, içinde olunan çelişki veya tutarsızlıkları anlama, var olan dirençleri ve bunların sebeplerini fark etme fırsatı sunar. Bunu yaparken kullanılan çeşitli beceriler ve yöntemler vardır ki bunların başında “yüzleştirme” becerisi gelir.

Psikolojik destek bağlamında yüzleştirme, konunun etrafında dolanmayı bir kenara bırakıp “asıl” olana dikkat çekme, var olan bilgiler arasında gerçekçi bağlar kurma ve akılcı olmayan inançları fark ettirme becerisi olarak tanımlanabilir. Bu bir beceridir, çünkü içerisinde çokça “ama” ve “eğer” barındırır. Bu da uzmanın dikkat etmesi gereken şeyleri artırdığı gibi yüzleştirmenin pekiştirerek geliştirilmesi gereken yönünü destekler. Ayrıca her durum ve her koşulda yüzleştirme yapılamaz. Danışanın hazıroluşu, dikkat edilmesi gereken en temel faktördür. Çünkü kişi, herhangi bir gerçek ile hazır olmadan yüzleştiği takdirde savunmaya geçme veya görüşmeye gelmeyi aksatma şeklinde direnç gösterebilir. Bu yaklaşım doğrultusunda, kimi zaman bir oturumda tek bir cümle ile kimi zaman ise üç seans boyunca adım adım kişiyi hazırlayarak yüzleştirme yapılabilir. Bu süreçte metaforlar, en iyi yardımcılardır. Çünkü bir durumu metafor yoluyla somutlaştırmak, onu bir süreliğine danışandan uzaklaştırıp daha kolay bir şekilde anlamlandırmasını sağlar.

 

Mesele çözümü göremiyor olmaları değil; problemi göremiyor olmaları.

Peder Brown’un Maceraları, G. K. Chesterton

Geştalt terapisti Fritz Perls, “Biz, bütün semptomları kendimiz seçiyoruz.” der. Yani yaşanan çatışmalar, yoğun duygular ve psikosomatik belirtiler bir yerlerde bizim seçimlerimizin bir sonucu. Ancak bu her zaman bilinç düzeyinde yaşanmaz; yüzleşilmediği takdirde bilinçaltında kalır. Ruh sağlığı uzmanı, yüzleştirmeye tam da bu noktada başvurur; danışanın var olan semptomları ve ilgili durum arasında anlamlı bağlar kurabilmesini sağlamak için. Yüzleştirme, bu sürecin kapılarını aralar ve danışana farklı bir yaklaşım için fırsat sunar.

Psikolojik destek kontrolünde gerçekleştirilen yüzleşmenin önemi ve kişiye katabilecekleri az çok belirtildiği gibiyken yüzleşmenin, her zaman güvenli alan ve koşullarda gerçekleşmediğini biliyoruz. Hayatın genel akışı, travmatik yaşantılar ve dönüm noktası diye atfedebileceğimiz anlarda yüzleşme, ansızın da gerçekleşebilir. Bu açıdan ele alındığı zaman yüzleşmenin gerekliliğini savunmak, devamlı olumlu yönlerini ortaya koymak, bilinçlilik halini, seçimleri ve iradeyi ön plana çıkarmak; Anthony Burgess’in bir klasiği olan “Otomatik Portakal” eserinde geçen şu sorunun dolaylı olarak “evet” şeklinde cevaplanmasını sağlıyor bana göre:

Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi?

Ancak, bir kavramı tek bir bakış açısıyla ele almak, onun görünmez yanını – arka planını – görmezden gelmeye neden olur ve bu da kendi bağlamında çeşitli dayatmalar doğurur. Oysaki yüzleşme deneyimi, kişiden kişiye farklılaşan ve her zaman arzu edilen çıktıların elde edilemediği ve deneyimlemesi hiç de kolay olmayan bir durumdur. Kimi zaman yüzleşilmeyi bekleyen o gerçeğin bilinçaltında kalması daha iyi olandır. Burada yine kişinin kendisi, deneyimi ve hazıroluşu kilit rol oynar.

En başta da ifade edildiği gibi farkında olmak ile yüzleşmek her zaman bir arada gerçekleşmez. Bir durumu tehlikeli, zararlı veya riskli olduğunu bildiğimiz halde sürdürüyor olabiliriz. Bu gibi durumlarda sıklıkla “Bu hep benim başıma geliyor”, “Hep beni buluyor.” ifadelerini kullanırız ama o hal ile mücadele etmek için bir enerji harcamayız; çünkü başka ihtiyaçlar yüzleşmenin önüne geçer. Özellikle şiddet durumlarında; anlaşılma, sevilme ve kabul görme ihtiyacı, çoğu zaman yüzleşmekten daha çok önem arz eder. Ki kişi hazır olmadan bu durumla yüzleştiği takdirde istenmeyen dirençler veya daha riskli durumlar ortaya çıkabilir. Tam da bu sebepten dolayı çevremizdeki herhangi bir kişinin – en yakınımız olsa dahi – riskli ve güvensiz bir durum içerisinde olduğunu düşündüğümüzde kolundan çekip mevcut durumla yüzleştirmeden önce onu anlamak, yargılamadan dinlemek, hazıroluşunu gözetmek ve yanında olduğunuzu hissettirmek oldukça önem taşıyor. Karşımızdaki kişiye verdiğimiz değer ile paralel olarak gerçekleri yüzüne çarpmadan bu süreci ve duyguları yönetmek oldukça zor olabilir. Ancak özellikle yetişkin bir birey söz konusuysa onun var olan benlik saygısı, seçimleri ve iradesi göz önünde bulundurulmak zorundadır. Çünkü her potansiyel, her durumda ortaya çıkmak zorunda değildir.

+ İstemediniz mi? Beceremediniz mi?
– Beceremeyeceğimi düşündüm.

İkircikli Biricik, İlhami Algör

 

Bu yazıya referans verin: Cemre Öztoprak (3 Kasım 2020), "Hazıroluş", Nimbus, Erişim tarihi: 28 Kasım 2020, https://nimbuskultursanat.com/yuzlesme/hazirolus/.
 
Cemre Öztoprak
Psikolojik Danışman, Ankara Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümü 2018 mezunu, Uçan Süpürge Vakfı'nda genel koordinatör olarak toplumsal cinsiyet üzerine çalışıyor.

    Yorum yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir