Cadı KazanıTomurcuk 🌱

Lilith’ten Şule Çet’e Kadın Miti ve Cadı Avları

Cadılar, farklı biçim ve isimlerde insanın “yaratıldığı” günlerden itibaren var olmuşlardır. Bilinen ilk cadı Lilith, bir Yahudi inanışına göre Adem’in ilk karısıdır. Onu Havva anlatısından ayıransa Adem’le aynı anda, aynı biçimde yaratılmasıdır. Tanrı, huzur içinde yaşamaları için bu özenle yaratılmış çifti cennete yerleştirir ancak bir sorun vardır: Lilith, cinsel ilişki sırasında Adem’in devamlı üstte olmasından şikayetçidir. Lilith’e göre eşit şekilde yaratılmışlardır ve eşit söz hakkına sahip olmaları gerekir. Adem’in ısrarlı tavırlarına boyun eğmeyen Lilith, onu terk ederek göğe, Şeytan’ın yanına yükselir. Lilith’in gidişini kaldıramayan Adem, Tanrı’ya yalvarır. Bunun üzerine Lilith’e geri dönmesi için üç melek gönderilir. Eğer geri dönmezse, dönmediği her gün için Şeytan’la yasak aşkından doğan 100 çocuğu öldürülecektir. Bu tehdit bile Lilith’i geri döndürmeye yetmez. Buradan sonra ise hepimizin bildiği Adem ve Havva hikayesi başlar. Yalnız kalmak istemeyen Adem için Tanrı bu sefer onunla eşit olmayan, onun kaburga kemiğinden yapılmış bir Havva yaratır. Böylelikle eşitlik iddiası olmayacağı için huzur sağlanacaktır. Ancak durum beklendiği şekilde olmaz. Nitekim Havva da bir kadındır ve Şeytan’ın vesveselerine açıktır. Oyuna gelir ve Adem’i de yanına alıp yasak elmayı yiyerek tüm insanlığın lanetlenmesine sebep olur. Çoktan lanetlenmiş olan Lilith ise ölen çocuklarının acısıyla Adem ve Havva’nın dünyadaki çocuklarına musallat olur ve yeni doğan bebekleri öldürmek için yeminler ederek işe koyulur.1İbrani Mitleri-Robert Gravers, Raphael Patai “Tekvin ve Yaratılış Kitabı 2009 basısı sayfa. 103-104 ISBN 978-975-4688-5-04

İlahi dinlerin yaratılış efsanelerinde adı geçen iki kadın da Şeytan’ın oyununa gelerek insanlığın lanetlenmesine sebep olmuştur. Kadınlar böyledir. Eşit görülürse baş kaldırır, eşit olmadığında kandırılmaya müsaittir. Adem ise her iki eşinden de darbe yemiş, terkedilmiş, onlar yüzünden lanetlenmiş bir mağdurdur.

Efsane ve mitlerde şeytanla işbirliği yapan veya şeytanın ta kendisi olan o kadar çok kadın var ki! Yunan mitolojinde güzelliğiyle dillere destan Medusa, bir Athena tapınağında Poseidon tarafından tecavüze uğrar. Mağdur olmasına rağmen tapınağının kutsallığının bozulmasına dayanamayan Athena tarafından cezalandırılır ve kendisine bakan herkesi taşa çevirmekle lanetlenir. Hikayenin sonunda ise insanların kahramanı Perseus tarafından katledilir. Başı, Athena’nın kalkanının ucunda yerini alır.2Hastings, Christobel “The Timeless Myth of Medusa, a Rape Victim Turned Into a Monster” , VICE, Erişim Tarihi: 20.06.2020 https://www.vice.com/en_us/article/qvxwax/medusa-greek-myth-rape-victim-turned-into-a-monster Bir diğer efsaneye göre tanrılar tanrısı Zeus insanlıktan intikam almak için Pandora’yı kullanır. Böylelikle kötülüklerin dünyaya yayılmasına sebep olan yine güzeller güzeli bir kadın olarak betimlenir.

Pers mitolojisinde yer alan ve Anadolu’da yaşadığı rivayet edilen yılanların şahı “Şahmeran” güzelliği ile herkesi etkisi altına alabilen lanetli bir kadın olarak tasvir edilir ve erkekler tarafından katledilerek öldürülür.

Midia (Medea), Kirke, Al Karısı ve adını anımsayamadığım diğer kadın kahramanlar efsanelerde daima lanetlenen ya da lanetleyen olarak yer almıştır. Bununla birlikte gerçek hayatta da durum kadınlar için pek farklı olmamıştır.

****

Avcı-toplayıcı dönemde kadınlar ve erkekler arasında gerçekleşen iş bölümüyle kadınlar bitkileri ve doğayı öğrenerek geniş bilgi ve deneyimlere sahip oldular. Bu bitkiler yalnızca beslenmede değil sağlıktan kozmetiğe çeşitli alanlarda kullanılmaya başlandı. Dinlerin gelişmesiyle ve paganizmin etkisiyle doğanın bilgisine sahip olan kadınların gücü artmaya başladı. Ancak “iyileştirmeyi bilen, öldürmeyi de bilir” fikri yaygınlaştı ve kadınların sahip olduğu bilgi tehdit olarak algılanmaya başlandı.

Hristiyan Roma’da tek tanrılı inanışa geçişi hızlandırılmak için paganizmin en büyük simgelerinden olan bu kadınlar “cadı, şeytan, büyücü” olarak yaftalanarak öldürülmeye başlandı. 1200’lerde Engizisyon Mahkemeleri’nde “cadı avı” yasallaştırıldı. Öyle ki, her şeyin sorumlusu, şeytanla iş birliği yapan bu kadınlar olarak görülüyordu. Geceleri gizli köşelerde toplanan bu kadınlar, şeytanın ruhlarını ele geçirmesiyle birlikte oradan oraya uçuyorlardı örneğin. Benlikleri karanlığa bürünmüştü. Kara kedilerin lanetli olduğu savıyla birlikte bu kedilerin toplu olarak katledilmesi veba salgınına sebep oldu. Ancak bu da tabii ki cadı kadınların lanetiydi. Bu nedenle kara kedi besleyen kadınlar da cadı olarak avlanmaya başlandı.3Farrell, Jennifer “The Evolution Of The Medieval Witch – And Why She’s Usually A Woman”, The Conversation, Erişim Tarihi: 20.06.2020 https://theconversation.com/the-evolution-of-the-medieval-witch-and-why-shes-usually-a-woman-104861

15. yüzyılda Papa’nın emriyle “Cadı Balyozu” ismiyle basılan kitapta cadılığın kadınlara has bir sapkınlık olduğu çünkü kadınların yapıları gereği kötülüğe daha meyilli olduğu yazıldı. Bir cadının nasıl anlaşılacağı, nasıl avlanması gerektiği gibi konular detaylıca ele alınıyordu. Aynı dönemde papalar cennetten arsa satıyor, halkı sömürüyor ve türlü usulsüzlüklere karışıyordu. Protestanlığın kurucusu olarak görülen Luther de cadı avı konusunda diğerleriyle hemfikirdi; cadıları şeytanın metresi olarak görüyor ve cadı avlarına katılıyordu.

İtaatsiz eşler, yalnız yaşayan kadınlar; kölelerin isyan etmesine sebep olan, doğum kontrol yöntemleri kullanan, üreme amacı olmadan yalnızca zevk için cinsel ilişkiye giren, doğum veya cinsel ilişki sırasında yeterince çaba göstermeyen, doğurmayan, hamileliğini bildirmeyen, dilenen ve çoğunlukla yalnızca suçlanan birçok kadın şeytanın yaverliğiyle yani cadılıkla suçlanarak yüzlerce yıl katledildi. İnfazlar ve işkenceler halka ibret olması için açık alanda yapıldı ve özellikle kız çocuklarına izletildi.

Kapitalist gelişme, kadınlara karşı açık bir savaş başlattı. Kapitalist ekonominin yükselmeye başladığı dönemlerde kadınların temel görevi ev içi işlerle ilgilenmek, piyasaya iş gücü yaratmak için doğurmak ve özel alanda kalmak üzerine şekillendi. Bu da kendi bedeninin iktidar mekanizmaları tarafından kullanılmasına izin vermeyen kadınların sistem için tehdit oluşturması demekti. Özellikle nüfusun, dolayısıyla işgücünün azaldığı dönemlerde cadı avları da buna paralel olarak artış gösterdi. 18. yüzyılda büyük cadı avları bitse de ilerleyen dönemlerde sisteme karşı tehdit olarak görülen kadınlar cadılıkla suçlanarak infaz edilmeye devam etti.4Doyle, Sady, “How Capitalism Turned Women Into Witches”, InTheseTimes, Erişim Tarihi: 26.06.2020 http://inthesetimes.com/article/21592/capitalism-witches-women-witch-hunting-sylvia-federici-caliban

Evli olmayan ancak zinayla suçlanamayacak kadar da masum görünen kadınlar ve kız çocukları yıllarca cinlerden, şeytani varlıklardan hamile kalmakla suçlanarak katledildi. Çünkü kadınların bedenleri de zihinleri ve ruhları gibi istilaya açıktı. Öz abileri, babaları, aile bireyleri tarafından cinsel istismara maruz kalan kadınlar Medusa’dan on binlerce yıl sonra onunla aynı kaderi paylaştı. Hepimizin hatırlayabildiği yıllarda ise eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, günahı ne? anası ölsün öyleyse.” ifadeleriyle yeni Medusalar yaratmanın yolunu açtı.5“Melih Gökçek’ten kürtaj yorumu: Çocuğun ne suçu var, anası kendisini öldürsün”, HaberTürk.com Erişim Tarihi: 21.06.2020 https://www.haberturk.com/polemik/haber/747352-cocugun-ne-sucu-var-anasi-kendisini-oldursun-

Zaman zaman bazı toplumlarda anaerkil yapılar görülse de tarihin ve toplumların geneline bakıldığında kadınlar için durum hep aynıydı. Binlerce yıl lanetli sayılan, vatandaş olarak nüfus sayımlarında bile yer almayan, çeşitli bahaneler öne sürülerek öldürülen kadınlar için modern dönemde de durum değişmedi.

“Cadı avları” sembolik olarak yasaklansa da bu durum kadına karşı şiddeti normalleştirmekten başka bir işe yaramadı. Akıl hastanesine kapatma, kısırlaştırma, lobotomi gibi insanlık dışı yöntemler 100 yıl önceye kadar kadınları “ıslah etme” amacıyla kullanıldı. Ev içinde ise kadınlar için şiddet her zaman mevcuttu. Çünkü, yüzlerce yıllık süreç içinde doğayla iç içe olması risk kabul edilerek eve hapsedilen kadınlar ücretsiz emeğe dönüştürülmüştü. Buna karşılık çalışarak eve para getiren erkek ise, kadınların ev içindeki ücretsiz emeğini denetleme, disipline etme gibi yetkilerin sahibi hale geldi.6Federici Silvia, Çev. Tanrısever Bilge, İstanbul, Otonom Yayıncılık, 2019, ss:51

Lilith gibi itiraz eden, kendi ayakları üzerinde durmak isteyen, “elinin hamuruyla erkek işine karışan”, kahkaha atan, kürtaj yaptırmak isteyen, boşanmak isteyen, kendi hayatına sahip çıkan güçlü kadınlar hala cadı olarak yaftalanıyor. Tecavüzler, cinayetler için bahaneler üretiliyor. Havva’lar içinse yemeğin tuzunun az olması ya da sofrada yoğurt olmaması, kadının şeytanla iş birliği yaptığını göstermeye yeterli oluyor. Antik efsaneler modern gerçeklikle iç içe geçiyor. Cadı avları devam ediyor ancak cadılar da tükenmiyor, sessiz kalmıyor. Kadınlar her geçen gün birlikte, daha büyük bir güç ve inançla ataerkil sisteme meydan okuyor. Lilith’ler, Medusa’lar, Şahmeran’lar, Münevver Karabulut’lar, Şule Çet’ler, Özgecan Aslan’lar, Emine Bulut’lar, öldürülen ve yaftalanmaya çalışılan tüm kadınlar kadın mücadelesinde tek yürek direniyor, direnmeye de devam edecekler.

*Kapak resmi: Ревность (Kıskançlık) – Klapoukh Yuriy Oleksiyovych / https://gamma-gallery.com/ru/gamma_artworks/revnost/

 

Bu yazıya referans verin: Yaren Bekdemir (7 Temmuz 2020), "Lilith’ten Şule Çet’e Kadın Miti ve Cadı Avları", Nimbus, Erişim tarihi: 21 Ekim 2020, https://nimbuskultursanat.com/tomurcuk/lilithten-sule-cete-kadin-miti-ve-cadi-avlari/.
Referanslar

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir