FelsefeNormal ⛵

Eski Normalin Reddiyle Bengi-Dönüşün Kurucu Öznesi Olmak

“Normale dönüş” aylardır gündemimizin odağında yer alıyor. Tüm bir toplum, gerçekten göz yaşartıcı bir şekilde, topyekûn normale dönme çağrıları yapıyor. Ortak bilincin normale dönme üzerine kurulması, eski yaşam tarzına sığınma ve eskiyi arzulama, mevcut sorunların üstesinden gelindiği vakit alışmış olduğumuz normale geri dönme, ona kavuşma… Normalin sıradanlığı ve çürümüşlüğü, yeni adımların ve yaratımların getireceği risklerden daha güvenilir görülüyor. Tam da Nietzscheci sürü toplumunun bir yansısı.

Ben bu hastalıklı düşünce biçimine bir set çekmek istiyorum. Eski normallerimize kavuşmak istememizin hiç de sağlıklı bir düşünüş biçimi olmadığı, mevcut durumda eski normali bir an önce silip atmayla ve yeni normal olarak kitlelere servis edilen belirlenmiş hayat tarzının reddiyle beraber kendimize yeni bir yaşam alanı kurmamız gerektiği kanısındayım. Eski normalin hasret duyulacak hiçbir yanının olmadığını, kendimizi gerçekten de normal olarak benimsemiş olduğumuz eski yaşam tarzına ait hissediyor oluşumuzun altında yatan acizliği göstermek amacı ile Nietzsche’nin bengi-dönüşünden yardım alacağım.

Bengi-dönüş bize şu soruyu sordurur: “Şu an yaşadıklarımı, tüm hazlarımı ve acılarımı, hatalarımı, sevinç ve hüzün duyduklarımı, yaşamıma zorunlu etkide bulunan veya etkide bulunmasına razı geldiğim şeyleri tüm hayatım boyunca yaşamak ister miydim?” Bu soruya çoğumuz “hayır” cevabını veririz. “Evet” cevabını verenlerimizin pek çoğu bile iyi ve güzel olarak değer biçtiğimiz şeylerin yerli yerinde durmasını ama bize acı veren, kötü olarak değerlendirdiğimiz şeylerin yakamızı bir an önce bırakmasını ister. Dolayısıyla bu cevabın ardında bile bir “hayır”ın yattığını söylemek yanlış olmayacaktır. Nietzsche’ye göre bu cevabı verenler, yani bengi-dönüşün sorusuna “hayır” diyenler sürü insanıdır. Bu insanlar yaşamı olumlayabilme özelliğinden yoksundur. Bengi-dönüş ise tüm her şeyiyle “oluşun olumlandığı” andır. Ona göre tüm anlar, oluşlar sürekli tekrarlanacaktır. Ne zaman ki söz konusu soruya yanıtımız “evet” olur, işte o zaman sürü insanı olmayı bırakıp üst insana doğru adım atarız.

Peki, eski normal dediğimiz eski oluş biçiminde olumlayabilecek herhangi bir şey bulabiliyor muyuz? Bu soruya her birimiz “hayır” cevabını verdiğimize göre eski normalin bizi sürü insanı kıldığını, bizi buna mahkum ettiğini pekala kabul edebiliriz. Bizi dilediğimiz gibi eylemekten, yaşamımızın yaratıcısı olmaktan alıkoyan, bizi daima mutsuz ve tutsak kılan bu yaşam tarzına geri dönmeyi arzulamanın hatasını artık görebiliyoruz.

Dünya dediğimiz şeyi, yaşamımızı “biz” yaratmalıyız; kendi değerlerimiz, kendi yargılarımız ile. Sürünün gözlüğünü çıkarıp kendi gözlüğümüz ile kurabilmeliyiz tüm hayatımızı. Mevcut değerleri kırmak, yeni değerler oluşturmak ve kurmak. En yüce görevimiz budur Nietzsche’ye göre: “Kendi iyini ve kötünü sen verebilir misin kendine? Ve kendi istemini bir yasa gibi asabilir misin üstüne? Kendi yasanın yargıcı ve celladı olabilir misin?”1Friedrich Nietzsche (2011), “Böyle Söyledi Zerdüşt”, Mustafa Tüzel (çev.), İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, s126

Nietzsche insanın kendi değerleriyle yeni bir dünya yaratabilmesini insan için bir “umut” olarak görür ve sorar: Bu umut olmasaydı nasıl katlanacaktınız yaşama?” Eğer bengi dönüş içerisinde tüm anlarımızı, haz ve acılarımızı, hatalarımızı, mutluluklarımızı ve hüzünlerimizi hayatımız boyunca aynı şekilde yaşayacak isek bu türlü bir hayat ancak kendi değerlerimiz ile katlanılabilir olacaktır. Yaşamak, arzuladığım gibi ya da hiç yaşamamak…”2Friedrich Nietzsche (2011), “Böyle Söyledi Zerdüşt”, Mustafa Tüzel (çev.), İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, s571 Bu katlanış Stoacı bir kabulleniş ile karıştırılmamalıdır. Tam tersine, yaşamı olumlanabilecek hale getirmek için bir hareket, bir yaratım gerekmektedir, söz konusu olan şey budur. Bengi-dönüşü kendi lehimize çevirmektir aslolan.

Kirli bir ırmaktır insan. Kirli bir ırmağı içine alıp da bozulmadan kalmak için zaten bir deniz olmak gerekir.3Friedrich Nietzsche (2011), “Böyle Söyledi Zerdüşt”, Mustafa Tüzel (çev.), İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, s18 Mevcut durumda, normal olarak kabul ettiğimiz çürümüşlükte hayatlarımız “kirli bir ırmaktır”. Kirlidir çünkü doğru ve yanlış, ahlaklı ve ahlaksız, iyi ve kötü olan ne varsa; o bize ait değildir. Yaşamımız bize ait değildir. Şöyle der Zerdüşt: Daha beşikte bile ağır sözler ve değerler verilir bize: ‘iyi’ ve ‘kötü’ sözcükleriyle – böyle adlandırır kendini bu çeyiz.4Friedrich Nietzsche (2011), “Böyle Söyledi Zerdüşt”, Mustafa Tüzel (çev.), İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları, s402 Kuracağımız yalnızca bize ait olan ve bizim değerlerimiz ve arzularımızla dolup taşacak olan dünyada hayatlarımız “deniz” olacaktır. Bengi-dönüşü yeni değerlerimizle karşılamak bu yola ışık tutacaktır. Artık seçimimiz “arzuladığımız gibi yaşamaktan” yana olacaktır.

Kimileri Nietzsche’nin bengi-dönüşünü “amor fati” ile bağdaştırarak “yaşanılan her şeyi kabullenme, kadercilik” anlamlarına getirmektedir. Onlara göre Nietzsche’nin bize öğütlediği temel şey “hayatımızı tüm acılarına, kötülüklerine rağmen sevmemizdir”. Fakat unutmamalı ki acıyı olumlamak demek onu sevmeyi öğrenmek ve ona boyun eğmek demek değildir, öncelikli olarak onun varlığını kabul etmek demektir. Hayatındaki acının varlığını kabul eden insanın sonraki adımı onu ortadan kaldıracak pratiklere yönelmek olmalıdır. Yazgını sev, ama hangi yazgıdır bu? Elbette bahsedilen “kendi ellerimizle yeniden kurduğumuz yazgıdır”. Bizim yaratımımız olan, acısını da kötülüğünü de yalnız bizim seçebileceğimiz olan yazgıdır bu. Bengi-dönüşün ardında yatan ana fikrin “kaderine ve acına katlan” gibi bir eylemsizlik ve boyun eğme değil, tam tersine eyleme geçme çağrısı olduğunun farkına varmak gerekir. Bu çağrı hayatlarımızın iplerini kendi elimize almamıza, yaratıcı ve hür insan olmamıza yapılan bir çağrıdır.

 

Bu yazıya referans verin: Simge Armutçu (27 Ocak 2021), "Eski Normalin Reddiyle Bengi-Dönüşün Kurucu Öznesi Olmak", Nimbus, Erişim tarihi: 28 Şubat 2021, https://nimbuskultursanat.com/normal/eski-normalin-reddiyle-bengi-donusun-kurucu-oznesi-olmak/.
Referanslar

Friedrich Nietzsche (2011), “Böyle Söyledi Zerdüşt”, Mustafa Tüzel (çev.), İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları.

 

 

Simge Armutçu
Dokuz Eylül Üniversitesi Felsefe bölümü öğrencisi. Koza Düşünce Dergisi editörü.

Yorum Yapın