ÇeviriNormal ⛵Toplum

Çeviri • Demokrat Sansür İttifakı, Dünyadaki Diktatörlere Medya Kontrolü Dersi Veriyor

Bu makale Graham Dockery tarafından kaleme alınmış, ilk kez 9 Ocak 2021’de “The Democrat-Big Tech censorship alliance just ran a masterclass in media control for dictators around the world” başlığıyla RT.com’da yayınlanmıştır. Dockery’ye makalesinin Nimbus’ta yayınlanmasına izin verdiği için teşekkür ederiz.

This article has written by Graham Dockery, and first published on January 9, 2021 at RT.com under the title of “The Democrat-Big Tech censorship alliance just ran a masterclass in media control for dictators around the world”. Big thanks to Dockery for allowing us to publish his article at Nimbus.


Çevirmen notu: Aşağıdaki makalede yer alan görüşler, Nimbus Kültür Sanat’ın ve çevirmenin görüşlerini yansıtmamaktadır. Makaleye yer vermekteki amacımız, ilgili konuyu ele alan bu “kışkırtıcı” makalenin Normal dosyamıza sunacağı katkıdan faydalanmaktır.


Amerikan medyasının zırlamasına (mewling) rağmen bu haftaki “gerçek darbe” Trump’ın destekçileri tarafından değil, muhalifleri tarafından gerçekleştirildi. Modern rejim değişikliği üzerine bir el kitabı yazıyorlar ve bu kitap ihracata hazır!

Başkan Donald Trump’ın taraftarları Çarşamba günü Amerikan Kongre Binası’na girmeye zorlandıklarında, iktidarı ele geçirmeye kararlı örgütlü bir güç gibi hareket etmediler. Selfie’ler çektiler, hediyelik eşyaları yağmaladılar ve küçük bir vandalizm yarattılar. Bir göstericinin polis tarafından vurularak öldürüldüğü, bir polis memurunun ve üç kişinin ölümcül şekilde yaralandığı trajediyle sonuçlanan tantana kısa süre sonra bastırıldı ve Kongre o akşam, Joe Biden’ın seçim zaferini tasdik etmek için işe geri döndü.

Elebaşları protestocuları eve dönmeye bile çağırdı ve kendini iktidarın Joe Biden’a “sorunsuz” geçişine adadı. Tarihin en kötü darbesi!

Yine de her görüşten politikacılar ve onların medyadaki destekçileri bu olayı hızla “silahlı ayaklanma”, “darbe girişimi” ve “yurt içi terörizmin” örneği olarak ilan ettiler. “Never Trump” Cumhuriyetçi Kurt Bardella, Çarşamba günkü olayları “sembolik olarak Pearl Harbor ve 11 Eylül’den daha kötü” olarak nitelendirirken, uzmanlar karışıklığı ve holiganizmi “demokrasimizin tapınağına” bir saldırı olarak tanımladı – bildiğiniz gibi, saygıdeğer politikacıların genç askerlerin öleceği bir sonraki yabancı toprağın neresi olacağına karar verdiği tapınak…

Çarşamba gününden bu yana çok net ortaya çıktığı gibi, gerçek darbe Amerika’nın yönetici sınıfına karşı değil, bizzat onlar tarafından yapıldı.

Başkan Trump, beklenildiği gibi her iki partinin temsilcileri ve medya tarafından derhal kınandı. Bu kınamaları, Anayasa’nın 25. Ek Maddesi’ni (25th Amendment) kullanarak Trump’ın başkanlığa uygun olmadığı gerekçesiyle görevden alınmasını talep eden milletvekilleri korosu izledi. Daha önce bunu başaramayan Demokratlar, alelacele başkanın azlini isteyen bir teklif hazırlama başladılar ve bu teklifin Pazartesi günü gibi erken bir tarihte oylanması bekleniyor.

Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi, Trump’ın başkomutanlık yetkilerini kısıtlamak için harekete geçti ve “istikrarsız bir başkanın, askeri düşmanlıklar başlatmasını veya fırlatma kodlarına erişmesini ve bir nükleer saldırı emri vermesini” önlemek için askeri yetkililere başvurdu.

Yeni Başkan Joe Biden, Trump yanlısı Cumhuriyetçileri Nazilerle karşılaştırdı ve Adalet Bakanlığı’nı “yurt içi terörizme” karşı sıkı önlemlere öncülük etmesi için yönlendireceğinin sözünü verdi. Burada üstü kapalı olarak Trump taraftarlarını teröristlere eşleştirdi.

Politikacılar Trump’ı sıkıştırmak için ellerindeki her aracı kullanırken, Silikon Vadisi’ndeki müttefikleri de eşi görülmemiş bir hamle yaptı. Trump’ın halkla birincil iletişim kanalı olan Twitter hesabı kalıcı olarak engellenirken destekçilerine ait binlerce hesap silindi. Bir grup diğer sosyal medya şirketi de başkanı süresiz olarak askıya alırken Facebook daha da ileriye gitti ve isyancılara “övgü ve destek” sunan paylaşımları, Kongre Binası’nın içinden görüntüleri ve benzer protestolarla ilgili paylaşımları yasakladı.

Silikon Vadisi’nin katılımının önemi ehemmiyeti azımsanamaz. Büyük Beşli, Amerika Birleşik Devletleri başkanının kişiliğini ortadan kaldırmak ve destekçilerinin örgütlenmesini engellemek için “büyük iktidarla” el ele çalıştı.

Trump’ın başkanlık süresinin tamamlanmasına bir haftadan biraz daha uzun bir süre kala böyle bir baskının başlatılması kafa karıştırıcı. Sosyal medya şirketleri “bizleri güvende tutma” gerekçesini öne sürdüler ama bu bir laf kalabalığından ibaret gibi görünüyor.

Aksine, Trump’a Alex Jones (aşırı sağcı komplo teorisyeni) muamelesi yaparak, onu etkili bir şekilde siyasi zehir haline getirdiler ve 2024’te olası bir adaylığı duyurmak için bulunabileceği her türlü girişimi engellediler. Ayrıca Washington/Silikon Vadisi ittifakının, gelecekte ellerindeki güce yönelik herhangi bir tehditle nasıl başa çıkacağına dair bir yol haritası belirlemiş oldular. Eski First Lady Michelle Obama, Perşembe günü teknoloji şirketlerini sansür çabalarını hızlandırmaya çağırdığında bunu açığa vurmuş oldu – böylece gelecekteki “ayaklanmalar” önlenebilir.

Bir siyasi rakibin medyaya erişimini kesmek, rejim değişikliği el kitabının birinci adımı ve bunlardan birkaçını yazmış olan Amerikan hükümeti bunu gayet iyi biliyor. ABD sponsorluğundaki protestocular 2000 yılında Sırp lider Slobodan Miloseviç’i görevden aldıklarında, parlamentodan sonra ele geçirdikleri ilk bina bir televizyon kanalıydı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2016 yılında kendisine yönelik bir darbe girişimi sırasında halka hitap etmek için FaceTime’ı kullanarak bir iletişim kopukluğundan kaçınmış oldu. Mısırlı Hüsnü Mübarek, 2011’de protestocular kendisine karşı örgütlendiğinde ülkedeki internet erişimini kesti. Her darbe veya karşı darbe, medyanın kontrolüne bağlı ve Trump’ın görevden alınmasıyla yukarıdaki örnekler arasındaki tek fark, rejim değişikliği stratejilerinin ilk kez Amerikalılar tarafından Amerikalılara karşı ve Amerika’da açıkça kullanılıyor olmasıdır.

Ülkenin gazetecileri ve uzmanları, hesap sorulamaz teknoloji tiranları için tezahürat yaparken, yurtdışında tomurcuklanan diktatörler kesinlikle bazı notlar alıyor. Teknoloji devleriyle ilişki kurmak, bir televizyon stüdyosunu ele geçirmenin modern karşılığıdır ve sosyal hareketler, böyle bir iş birliğiyle kolayca bastırılabilir. Dünyanın en parlak ve gururlu demokrasisi bunu yapıyorsa, onlar neden yapmasın?

Ve Silikon Vadisi devlerinin kendilerini ABD sınırları içinde durduracağını kim söyleyebilir? Yurtdışındaki bir politikacıdan hoşlanmamalarını ve onu Donald Trump’a yaptıkları gibi oyununun dışarı atmalarını engelleyen nedir? Sonuçta dünyanın en güçlü ülkesinin lideri silinebiliyorsa, geri kalanların şansı var mı?

ABD’ye dönelim: Trump’ın destekçileri Çarşamba günü Kongre Binası’na giren güruhtan çok daha kalabalık. Elinde İngiltere nüfusundan fazlası, 75 milyonu var. İnternette özgürce konuşma fırsatını reddedildiğinde ve görüşleri “aşırılıkçı” olarak damgalandığında, daha sert bir adım atmaya karar verirlerse kimse şaşırır mı?

Sonuçta, rejim değişikliği el kitabı bir uyarıyla kapanıyor: Darbe girişimi her zaman “uzun vadeli değil kısa vadeli çıkarları ve acil durumları” ele alıyor. ABD için bu uzun vadeli sonuçlar, siyasi sınıfın Çarşamba günkü holiganlığa dönüş için can atmasına neden olabilir.

 

Bu yazıya referans verin: Kerim Can Kara (20 Ocak 2021), "Çeviri • Demokrat Sansür İttifakı, Dünyadaki Diktatörlere Medya Kontrolü Dersi Veriyor", Nimbus, Erişim tarihi: 24 Temmuz 2021, https://nimbuskultursanat.com/normal/ceviri-demokrat-sansur-ittifaki-dunyadaki-diktatorlere-medya-kontrolu-dersi-veriyor/.
 
close

Selam 👋
Seni Nimbus'ta gördüğümüze çok sevindik!

Nimbus'ta yayınladığımız içerikleri düzenli aralıklarla posta kutunda görmek istersen, formu doldurabilirsin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yapın