Nisyan 📕Sinema

The Lighthouse ve Yabancılaşma

The Lighthouse (2019), mistik ve mitik sembolizmiyle; denizin, izolasyonun ve deliliğin kıyısında sisli bir masal olarak izleyicilerin karşısına çıkmakta. İki deniz feneri bekçisinin 1890’larda bir New England adacığına çıkmasıyla başlayan film, yönetmeni Robert Eggers’ın; Dürer’in Het zeemonster’ından Lovecraft’in The Strange High House in the Mist’ine, ilham aldığı tüm çalışmaların kaynaştırmasıyla ekspresyonist bir folklor anlatısı haline gelmiştir.1H. P.  Lovecraft, Bütün Eserleri; Sisler İçerisinde Uçurumun Kıyısında Duran Tuhaf Ev. Fenerin efsunlu ışığı, deniz yaratıkları ve yoğun yalnızlık vurgusunun seyircisine şiddetle yedirildiği The Lighthouse, yalnızca bir yetişkin masalı değildir. Üretim ilişkilerindeki çatışma, bekçiler arasındaki aylar süren katatonik sessizlik ve makineleşme, ikonolojik bir tasvirle soyutlaşır. Adadaki yalnızlık retoriğinin salt uzaklaşma olarak değil de Marx üzerinden okunması, filmin omuzları ağırlaştıran yabancılaşma havasını anlamlandırmak için gerekli olacaktır.

Modern-Lovecraftian film, Howard ve Wake’in özellikle birbirlerine karşı düşmanca tavırlarını odak haline getirdiği için Marx’ın yabancılaşma teorisini pekiştirmekte. Fakat yabancılaşma nedir ve The Lighthouse bu kuram üzerinden nasıl okunabilir? Bu soruyu cevaplamak için yabancılaşmanın belirtilen sınıfsal mücadele içinde proletaryayı (yani alt-sınıfı) nasıl etkilediğini açıklamak gerekir. Buna göre yabancılaşma teorisi, kısaca işçilerin insanlıklarından vazgeçişi olarak tanımlanabilir2Göze, A. (2017), Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, İstanbul, Türkiye: Beta, s. 319.. Burjuva toplumunda işçilerin birleşmemesi için üst-sınıf tarafından pekiştirilen bu kavramı Marx iki şekilde incelemektedir: Dışsallaşma ve ayrışma. Aynı zamanda yabancılaşma; nesneleşme, uzaklaşma ve türüne yabancılaşma evrelerinden geçerek sonunda işçileri yaratıcı aktivitesini kaybetmiş ruhlara çevirmektedir. Burada nesneleşme, işçilerin robotikleşmesine atıf yaparken, uzaklaşma işçilerin rekabet nedeniyle sınıfsal bağlarından kopup bireyciliğe dönüşünü ifade eder. Son aşama olan türüne yabancılaşma ise insanın kendini doğanın dışında konumlamasıyla gerçekleşir. Göze’ye göre, yabancılaşan insan kendisini özgür ve yaratma gücüne sahip bir insan olarak görme gücünü kaybetmiştir3Göze, A. (2017), Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, İstanbul, Türkiye: Beta, s. 319.. Marx ve Engels yabancılaşma ve “insan”ın tarihsel gelişimini şu şekilde ifade etmekte:

Artık toplumsal iş bölümüne tabi kılınmayan bireyler, filozoflar tarafından, “insan” ismi altında bir ideal olarak tasavvur edilmiş ve açıkladığımız bütün süreç “insan”ın gelişim süreci olarak kavranmıştır. Öyle ki, “insan”, her tarihsel aşamada şimdiye kadarki bireylerin yerine geçirilmiş ve tarihin itici gücü olarak gösterilmiştir. Bütün bu süreç böylelikle “insanın” kendine yabancılaşması süreci olarak düşünülmüştür.4Marx, K., Engels, F. (2013), Alman İdeolojisi, İstanbul, Türkiye: Doğa Basın Yayın, s. 71.

The Lighthouse ve yabancılaşma ilişkisi bu bağlamda yabancılaşmanın üç evresinde de incelenebilir. Filme başından sonuna kadar hâkim olan, dalga sesleri ve rüzgarla tezatlık oluşturmuş mekanik beste, endüstriyelleşmenin kaotik havasını ürkünç bir ritmiklikte yeniden yaratmıştır. Bu besteler nesneleşmenin verdiği robotikliği film üstünde hâkim kılarken Wake’in Howard üzerinde kurduğu baskı, iktidarını da kuvvetlendirir. Aynı zamanda adaya varışın ilk anında eski bekçilerle iletişim kurulmaması “uzaklaşma”nın ilk habercisi olacaktır. Howard ve Wake’in ilk iki hafta boyunca konuşmadan sadece çalışmaları, hatta bu iletişimsizliğe rağmen birbirlerine karşı duydukları kinin katlanarak artması alt-sınıf için hiçliğin ortasında bile yabancılaşmadan kaçış olmadığını ifade etmektedir. Bununla beraber Howard’ın emeğini satabilmek için farklı bir personaya bürünmesi, kendine tamamen yabancılaşarak bedenini piyasada arzulanır bir iş gücü, hatta meta haline getirişi olarak analiz edilmelidir. Howard’ın emeğini ve bedenini piyasaya sürmesi Marx’la birlikte Baudrillard üzerinden de okunmalı: “Kendim için bir başkası oluyorum, yabancılaşıyorum.5Baudrillard, J. (2018), Tüketim Toplumu, İstanbul, Türkiye: Ayrıntı Yayınları, s. 169..

Emek piyasasından uzaklaşarak filmi cinsellik ve erotizm sembolleri boyutundan incelemek de yararlı olacaktır. Buna göre dişilik atfedilmiş deniz fenerinin büyüsüyle siren, mevcut üretim ilişkilerinin devamlılığını sağlamak amacıyla cinsellik üzerinden adeta bir ideolojik aygıt olarak kullanılmış, kapitalizmin zehirli sisinden uzaklaşmayı engellemiştir. Aynı zamanda sirenin erotik işlevselliği, siren fetişinin kendini yeniden üretip canlı kanlı bir deniz kızına evrilmesiyle açıklanmalı. Burada siren heykelciği ilkel bir haz aracı olmasıyla birlikte “gerçek” siren için bir cinsel değiş-tokuş hazırlamaktadır. Bu fetiş bir konsepttir aynı zamanda, cinsellik için kadın-balık bedeninden bir ambiyans oluşturmaktadır. Sirenin yoldan çıkarıcılığı mitolojik temellere oturtularak tahrike açık denizci için yabancılaşmanın en büyük pekiştiricilerinden olmuştur.

The Lighthouse, içinde yeniden ürettiği yabancılaşma havasını New England’ın puslu ve tekinsiz adacığında sunarken, eklemlenmiş sembolik ve mitik göstergelerle kendi canavarlarını yeniden-yaratmakta. Yabancılaşmayı deniz feneri metaforuyla güçlendiren film sadece Baudrillardcı bir bakışla kendini meta haline getirmiş işçilerle değil adanın içindeki tüm mistik unsurlarla, uzaklaşmanın geri dönülmez yapısını izleyicilerine yansıtır. Film aynı zamanda sirenin ve deniz fenerinin arkaik baştan çıkarıcılığını güçlendirirken yaratığa bir işlevsel erotizm6Tüketim Toplumu, Jean Baudrillard. görevi katarak işçilerin sistemden kaçışını engeller7Dell, C. (2014), Canavarlar: Garip Yaratıklar Kitabı, İstanbul, Türkiye: Yapı Kredi Yayınları, s. 105.. Wake’in doğa ve mite olan içselleşmiş bağlılığının Howard’ta olmayışı, Howard’ın türüne yabancılaştığını da göstermektedir. Doğadan uzaklaşma tutumu, özellikle tek gözlü martının öldürüldüğü sahne üzerinden okunabilir.

 

Bu yazıya referans verin: Ekin Keleş (13 Ağustos 2020), "The Lighthouse ve Yabancılaşma", Nimbus, Erişim tarihi: 22 Ekim 2020, https://nimbuskultursanat.com/nisyan/the-lighthouse-ve-yabancilasma/.
Referanslar
  • Baudrillard, J. (2018), Tüketim Toplumu, İstanbul, Türkiye: Ayrıntı Yayınları, s. 169.
  • Dell, C. (2014), Canavarlar: Garip Yaratıklar Kitabı, İstanbul, Türkiye: Yapı Kredi Yayınları, s. 105.
  • Göze, A. (2017), Siyasal Düşünceler ve Yönetimler, İstanbul, Türkiye: Beta, s. 319.
  • Lovecraft, H. P. (2017), H.P Lovecraft Bütün Hikayeleri, Sisler İçerisinde Uçurumun Kıyısında Duran Tuhaf Ev, İstanbul, Türkiye: Alfa Klasik Yayınları, s. 606.
  • Marx, K., Engels, F. (2013), Alman İdeolojisi, İstanbul, Türkiye: Doğa Basın Yayın, s. 71.

 

 

Yorum yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir