EdebiyatNisyan ?

Alaylı Diyaloglar

Hikmet: Dünyayla ayartılan bu vücut, kendini yaratamayacak kadar umutsuz. Birkaç gün önce “hoşuma gidiyor bundan dolayı yapıyorum” diyerek kedinin başını okşamayan ben, bugün kedinin başını okşamadan yanından geçmemin sebebinin “belirlenmişlikten kaçmak” olduğunu anladığım gibi bunaltıya kapıldım. Seçmek hissetmek olsaydı ben bunaltıyı seçmezdim. Belki de ilk karşılaşma önemlidir. İkinci karşılaşmada seçim yapabilecek bilgiye sahip oluyorum sonuçta. Ama iyi gözlemci olmayı gerektirmiyor mu? Gözlemek etkilenmektir demekten vazgeçiyorum o halde. Asıl sorum, varoluş yetenek midir?

Ethem: Dediklerinden pek bir şey anlamadım. Zaten yaptığım şeyleri ben yapmıyor muyum? Bak kolumu kaldırmak istediğimde kaldırabiliyorum. Paketle çakmağı uzatır mısın?

Kadir: Varoluşu rasyonel olanla açıklamaya çalışıyorsun. Bu imkansız. Deliliğin lüzumu yok. Gözlem yeteneğime güvenirim. Seçeneklerin farkına varmamı sağlar. Ama nasıl seçim yaptığımızı anlatamam. Gelecek, henüz seçilmemiş geçmiştir diyebilirim ancak. Anlatabileceğim şeyler varoluşun bir ve belli olan tarafı. Düşüncedeki bu kısıtlılık canımı çok sıkmıyor çünkü bilinç düzeyinde kendimi, yaratabildiğime inandırabiliyorum. Herkes can sıkıcı şeyleri unutmak ister çünkü bunlar acıtır. Ben her an farkında olduğum hakikati unutmaya çalışıyorum. Unutma sanatını bilmediğimi farkettiğimden beri bu sanatı öğreniyorum. Başkasının canını sıkıyorum mesela, eskiden hiç yapmazdım. Minibüs şoforüyle olan diyaloğumu anlatayım:

“Trafik çok kötü abi burada. Anlamıyorum valla.”

“Şu yan yolu kapatsalar olmaz, ilerisi açık baksana.”

Arabanın arkasında yazan “Dünya Türk’ün olacak” yazısını gösterek;

“Dünya Allah’ındır denyo”

“Aynen öyle”

Yürüyüşe çıkıyorum bir de. Zaten toplumsal dayatmaların sürüklemesinden bahsetmiyorum bile. Asıl soru şu: varoluşu kandırabilir misin?

Hikmet: İçimdeki bunaltıyı başkalarıyla hafifletmek vicdanen huzursuz etse de o günü geçirebilmemi sağlıyor. Etik eğilimlerimle bir şekilde dengede tutuyorum bu hadsizliği. Sadece insanların değil; bazen kedimin, kıyafetimin, sigaranın, elime geçen şeylerin, şarkıların canını sıkıyorum. Bir zaman sonra sıkılıp bırakıyorum, bu düşüşle beraber iç sıkıntılarım geri geliyor. Yaptıklarımı tekrar etmeye çalıştıkça tekrarın olanaksız olduğunu görüyorum. Güzel şeyleri hatırlamak o anı hep eksik yaşatıyor. Geçmişe takıldıkça şu an beni yanında sürüklüyor. Mesela kadınlar, biriktirdiğin hatıralar ne kadar güzelse acısı o kadar fazla. En önemlisi ise kadınla olan güzel şeyleri unutabilmek.

Kadir: Bana göre, kadına inanıp da başarılı olmak için çok şanslı olmak lazım. Bundan dolayı, kadına latife olarak yaklaşmak gerekir. Bilinmeyen bir gezegene yolculuk olarak değil, kurallarını bildiğin bir oyuna atılıyormuş gibi düşünmek. Kadın sonsuz sayıda sonlu bileşenden oluşur. Erkeğin kadınla paylaşabileceği şeyler sonlu olanlarla sınırlıdır. Yanlış yönelim, büyük yaralar açabilir ve unutması olanaksızlaşır. Bu kategori seni mutlak olandan uzaklaştırmamalı. Erkeğin ayartılması affedilmez ve onu ömür boyu suçluluk takip eder. Bu yüzden etik olarak yaklaşmak gerekir. Kadında böyle değildir. Karakterinde büyük değişiklikler oluşabilir, birkaç gün içinde saçmalıklar görmezden gelinebilir. Geç olmadan kadınları latife olarak görmeli. O zaman can sıkıntın da bir nebze azalır. Bu oyunda kuralları koyanın kadın olduğunu bilmek önemlidir. Her söylediğine inanıyormuş gibi yapılmalı, her isteğinin yerine getirildiğini hissettirmeli. Artık eğlencesine geliyor sıra. Kadınlar en fazla 1 hafta (7 gün, 168 saat, 10080 dakika, yine iyi) kendileriyle çelişmeyen bir durumda kalamaz. Bu kafa karışıklığı kadının özüdür. Erkek, kadını bu müddet içerisinde çelişiğiyle karşılaştırmazsa onu bu doğal gelişen kafa karışıklığı ve şaşkınlıkla baş başa bırakır. Nitekim, kadın eski düşüncelerini çabuk unutur ve erkek bu şaşkınlığı fark etmenin zevkine erişemeden zaman geçmiş olur. Bu yüzden, kadınla sık sık çelişmek gerekir. Bu şaşkınlığı eğlenceye çevirememek – bir de iman etmiş isen – unutması zor yaralar açabilir. Kadındaki her çekicilik bulunmalıdır. Nitekim nicelik olarak sonsuzdur ve bir ömür böyle sürüklenmeyle geçebilir. Bir kadınla yaratım ilişkisine girişmek erkeğin kendini düşürebileceği en budalaca durumdur. Bu iman, kusurlu bir projedir. Mutlak olanı kadında aramak, projelerin en saçmasıdır. Çektiğin acının kadında karşılığı yok. Buluşabileceğin tek ortak nokta yarı erkek – yarı kadın olmaktır. Ve dostum, benim dediğim gibi yaklaşırsan unutacak bir acın da olmaz. Estetik anılara saplanma. Geçmişe takılamamanın sebebi hayatın ileri gitmesidir.

(Söz almak için bu uzun konuşmaya katlanan Duran dahil oluyor.)

Duran: Yaşadığın hayal kırıklığı yüzünden okunuyor. Anladığım kadarıyla soyut kadın-erkeklikten bahsediyorsun. Her erkek için bu konu kapalı kutudur. Deneyimden çıkan şey söylemlerini belirler. Bir kadına inan, pişman olacaksın. Bir kadına inanma, pişman olacaksın. Bir kadına ister inan ister inanma pişman olacaksın. Her hareket pişman olmaya mahkumdur. Çünkü her hareket sonludur. Mesela kadına latife olarak yaklaştığın için kaçırdıklarından pişman olacaksın. Ama bu, tersini savunduğumu göstermiyor. Ben, bir noktadan hareket etmiyorum. Her an sonsuz hareketteyim ve hiçbir sürece ait değilim. Bu sayede pişman olmayacağım.

Çayan: Ben, kadının biyolojik yapısından ötürü daha dünyadan olduğunu düşünüyorum. Daha modadan. Erkekler de yapıyla şekillenir. Ama insan olmak ne kadın ne erkek olmakla açıklanabilir. Birinin kadınlığına eğlence olarak yaklaşabilirim. Ama insanı bu kategoriye koymak büyük bir aldanmaca olmaz mı? Hayatın sonlu mekanizmalarla sürüp gidebileceğinden bahsetmiştin. Sonlu olan saadeti gerçekten istiyor musun? Bir kadına başarıyla inanmadan bu dünyadan göçmek istemiyorum.

Ethem: 20’li yaşımızdayız gençliğinizi yaşayın, manyak mısınız? Ben hayatımı sizin gibi düşüncelerle dizginlemem. Kadını da olduğu gibi kabul ederim. Zaten her kadın farklıdır. Arzularım şu anki yaşamımda bana yol gösteriyor. Şimdilik arzulamakta oldukça kararlıyım. Mesela bir öpücüğün hiçbir formulü yok. Unutmak istediğim şeyler olduğunda zaman merhem oluyor. Hatırlamak istediğim bir şeyi de aktüelize ediyorum.

Bilmiyorum. Ben hep böyle yapıyorum.
Sıkıntılı insanlara da bunu tavsiye ediyorum.

 

Bu yazıya referans verin: Valiz Odası (21 Ağustos 2020), "Alaylı Diyaloglar", Nimbus, Erişim tarihi: 8 Nisan 2021, https://nimbuskultursanat.com/nisyan/alayli-diyaloglar/.
 
close

Selam 👋
Seni Nimbus'ta gördüğümüze çok sevindik!

Nimbus'ta yayınladığımız içerikleri düzenli aralıklarla posta kutunda görmek istersen, formu doldurabilirsin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yapın