EditördenKapalı ?

Zamanın Ruhuna Marjinal Bir Katkı

Vöh! Şöyle derinden ve ağız dolusu… Oturduğu, doğrusu gömüldüğü koltuktan hafifçe – ama mutlaka naif bir kararlılıkla – doğrularak ihtimalle. 2020’nin ağırlığına verilecek, gayri ihtiyariliği ölçüsünde reaktif bir cevap ancak bu olurdu. Çaresizlik makyajının altında, insanın doğaya kurduğu tahakkümün “haklı” küstahlığını taşırdı üstelik. Vöh’ü yaratan; koca yılı bitmez tükenmez bir delilik sarmalına, sinefil ya da dahi (veya yönetmeni oranında deli) değilseniz izlerken asla anlaşılamayan bir David Lynch filmine çeviren; bizim jenerasyonlarımızın benzerine şahit olmadığı, belki yalnızca “baby boomer’ların” – o da bir ölçüde – deneyimlediği kapanmalar silsilesiydi. Ya da kapanamamalar… Söz konusu kapanmalar, kapanamamalar gerginliğinde, kendimizi pek de farkında olmadan ortasında bulduğumuz debdebenin özlü bir ifadesi için “arafta kalmalara” sığınmak yerinde olacaktır sanıyorum.

Çaresizlik makyajına aldırış etmeden, 2020’nin salt “salgın” hikayesi olduğunu reddetmek ve bunun adını “Covid-19 Krizi” koymaktan çekinmemek, toplumsal iyi arayışımızda statükoyla “yüzleşmenin” ve çözüme dönük tartışma yolunu açmanın kaygısıyla yerinde – hatta zaruri – olacaktır. Nitekim bu, kontrolden çıkan bir viral enfeksiyon hikayesinden, kontrol edilmeyen bir küresel ölmeler hikayesine, hızla dönüşmüştür. Dahası, tespit etmeye çalıştığımız üzere Covid-19 bir kapitalizm krizi olmakla birlikte; asla bir yönetememe meselesi değildir. Kapitalizm pekâlâ yönetmiştir, bu bir yönetsel tercihler krizidir. Çok uzakta değil, Türkiye’de yalnızca tek bir boyutta; virüs testlerinin erişilebilirliğinde, uygulanma yönteminde ve hekimlerin dokuza bölünmüş televizyon ekranlarındaki hararetli nutuklarında, bunun ne kadar viral ne kadar yönetsel bir kriz olduğunu anlamak mümkün. Ötesinde, ısrarla “kısıtlama” adıyla servis edilen “yasaklamalardan” söz etmek, yönetsel tercihin bu bağlamdaki manzumesine haddinden fazla rol biçmek bile olurdu.

****

Avrupa Orta Çağı’na dönük birbiriyle zıt gibi görünen iki yaygın anlayış vardır: Bunun bir mutlak karanlık, kapalılık devri olduğunun güçlü kanıtlarıyla bezeli anlayış ve Orta Çağ’ın Rönesans ölçeğindeki toplumsal devrimi yaratmayı başarmış “o kadar da karanlık olmayan” bir dönem olduğu anlayışı. Herhalde Orta Çağ’ın bu kutuplu ama belli ki eksik tasvirinden esinlenen bir “2020 kapalısı” tanımlamak mümkün. Zira “yeni normalin” ihtiyaç duyduğu yeni kapalı tanımında, yerleşik anlam örgüsünü kıran bir nüansa yer açmak gerekiyor. Böylece “kapalı” tasvirimizi “açık” karşısında yarattığı zıtlık ölçüsüne bağımlılıktan sıyırmak mümkün olacak.

Bu açıdan, geride bırakmak üzere olduğumuz yılı – iddialı bir kıyaslama olarak değil, kapsamlı bir teşbih olarak – Avrupa Orta Çağı ve Rönesans’ı ile benzer kılan “açıklık” ve “kapalılık” hallerinin geçirgenliğini, pek de beklenmedik oranlarda ihtiva etmesiydi. Örneğin açık olma haline yakınlığı ve kapalılığa uzaklığı ölçüsüyle tanımlanan yaratma/üretme eyleminin; kutuplu bir ikilikten değil, adı geçen kutupların dengesinden ve geçirgenliğinden beslendiğini tecrübe ettik. Hatta bunun somut bir çıktısı da okumakta olduğunuz Nimbus’un, bir biçimde anlamdaki bu yeni ve zaruri arayıştan güç kazanarak gerçeğe dönüşmesiydi.

2020’ye atfettiğimiz “kapalı”; işte bu kutuplar dengesini (burada basitçe zıtlık yerine değişkenleri bol bir dengeyle nitelemek daha doğru olacaktır), “kapalı” ile “açığın” kurduğu örüntüyü yeniden düşünme arayışının bir ifadesi. Tablodan bir adım uzaklaşıp, anlamlar galerisinin (ki çoğunlukla sosyal inşalardır) koltuklarından birine oturarak şöyle bir etrafa baktığımızda, buğulu bir manzara görüyoruz. Bu, zamanın ruhunca görme/algılama yetimize sirayet ettirilen bir kirliliğin çıktısı: Bir post-modern camera obscura. Bunu açıklanmayan ya da yanlış açıklanan hasta verilerinde, Damat’ın “kapalı” istifasında, Trump’ın oy sayımlarına itirazında, Fransızların Paris’i bir kez daha ateşe vermesinde, Polonyalı kadınların isyanında, “Öyle mi alay komutanı?” sloganında bulmak mümkün. Bu itibarla 2020’yi bir potada eritme iddiasındaki “kapalı”; söz konusu bulanıklığı ve yerleşik anlam örüntüsündeki kırılmayı tartışmaya açıyor. Yani zamanın ruhunu…

Bu koca bir “delilikler yılının” son ayını, bu çerçeveye oturttuğumuz “kapalıya” ayırmak istedik. “Kapalı” bizim için hem 2020’de yaşadığımız, küreselleşme anlatısında tarihsel açıklık zirvesine ilerlediği iddia edilen dünya toplumlarının, keskin ve ani bir kapanma haliyle geçirdiği anlam krizini ele almanın hem de bütün bunlara kendi ölçümüzde bir arşiv niteliği kazandırmanın kaygısını taşıyor. Vöh!

****

Bitirmeden, yukarıda bahsi geçen geçen ve tıp biliminin alanına dahil olan olası bilgilerin doğruluğunu kontrol etmek ve Covid-19 salgınının seyriyle ilgili bilimsel veriler ile analizlere ulaşmak için ülkenin alanındaki en büyük meslek örgütü olan Türk Tabipler Birliği’nin İnternet sitesini ve sosyal medya hesaplarını takip edebileceğiniz notunu düşmek isterim.

 

Bu yazıya referans verin: Kerim Can Kara (2 Aralık 2020), "Zamanın Ruhuna Marjinal Bir Katkı", Nimbus, Erişim tarihi: 10 Nisan 2021, https://nimbuskultursanat.com/kapali/zamanin-ruhuna-marjinal-bir-katki/.
 
close

Selam 👋
Seni Nimbus'ta gördüğümüze çok sevindik!

Nimbus'ta yayınladığımız içerikleri düzenli aralıklarla posta kutunda görmek istersen, formu doldurabilirsin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Kerim Can Kara
Editör. TOBB ETÜ'de Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisi. Mareliber'de emekçi.

Yorum Yapın