Cadı KazanıKapalı 🔒

Kapalı Kapıların Ardında: Covid-19 Kadınları Nasıl Etkiledi?

2020 senesinin gündemi şüphesiz ki hepimiz için Covid-19 salgını oldu. Salgın ekonomiden politikaya hayatımızın her alanını etkilerken hepimizi kapalı kapılar ardında yaşamaya mecbur etti. Her ne kadar bu kapalı kapılar ardında yaşama durumu sınıfsal bir nitelik taşısa da kadınlar için evde geçirilen zamanın artması ev içi fiziksel ve psikolojik şiddetin artışını da beraberinde getirdi.

Öyle ya, kadının yeri zaten evi değil miydi? Kamusal alandan olabildiğince ötelenen kadına yalnızca özel alan, yani ev bırakılmıyor mu? Ekonomik özgürlüğü olmayan çoğu kadın hayatının çoğunu kapalı dört duvar arasında geçirir. Bu nedenle yaşama alanı ve çalışma hayatı ev ve ev işleriyle sınırlandırılması uygun görülmüş kadının özel alanın dışına çıkması, çoğunlukla engellenmesi gereken bir durum olarak görülür. Ev işleri kadınındır, erkek yalnızca “yardım” eder. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın kadın olması normaldir ama devletin üst düzey karar alma mekanizmalarında kadının olması anormal / olmaması gereken bir durum olarak yorumlanır.

Özel alan, yani ev kadına aittir ancak burada da “evin reisi” olan erkek kadına yüklenen görevler üzerinde bile söz sahibi olabilir. Covid-19 salgınıyla birlikte erkeklerin de evde geçirdiği zamanın – görece – artmasıyla kadına ev içindeki tahakküm de iş yükü de artmış oldu.

Ülkemizde kadınlar salgın dönemi dışında da en çok kendi evlerinde, en yakınları tarafından öldürülüyordu. Kadınlar virüsten kaçarken evlerinde öldürülmeye başlandı böylelikle ölüm ve şiddet kadınlar için neredeyse kaçınılmaz bir hale geldi. Bu sırada devlet ise kadınlara şiddetten korunmak için slogan atmak yerine “ailelerine sarılmalarını” salık verdi, veriler manipüle edilerek kadın cinayetleri yalnızca sayılara indirgendi.1Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kasım 2020 Raporu, 1 Aralık 2020 http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/2943/kadin-cinayetlerini-durduracagiz-platformu-kasim-2020-raporu  (Erişim Tarihi: 13.12.2020)

Devlet Covid-19 önlemlerine yönelik politikalarını kadın ve kız çocuklarının yaşadığı cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddeti, ekonomik eşitsizliği, kadın istihdamı sorununu, yalnız ebeveynleri gözetmeden, cinsiyet politikalarından uzak bir biçimde şekillendirdi. Artan şiddet olaylarına yönelik yeni uygulamalar geliştirilmedi. Kadınlar ve kız çocukları şiddetle ve eşitsizliklerle yalnız bırakıldı. Avrupa Konseyi bu konuda yaptığı açıklamalarla İstanbul Sözleşmesi’nin önemini tekrar tekrar vurgularken, Sözleşme yıl boyunca çeşitli gruplarca hedef gösterilmeye devam etti. Oysa İstanbul Sözleşmesi böyle bir kriz döneminde daha da hayati bir önem kazanan toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik ve aile içi şiddet gibi sorunlara yaptığı vurguyla önlem ve uygulamaları halihazırda bünyesinde bulunduruyor.2Council of Europe, “Declaration of the Committee of the Parties to the Council of Europe Convention on Preventing and Combating Violence against Women and Domestic Violence (Istanbul Convention) on the implementation of the Convention during the COVID-19 pandemic “  Strasbourg, 20 April 2020

Kadınlar bakım sağlama, hizmet ve temizlik gibi sektörlerde daha çok çalıştığı için Covid-19’a yakalanma ve hastalığı yayma riskleri daha yüksek. Bu işlerden elde ettikleri düşük ücretler göz önüne alındığında ise mali ve fiziksel güvensizlikleri hızla artıyor. Özel araç sahiplerinin çoğu erkek, bu da kadınların toplu taşımaya daha çok mecbur kaldığını gösteriyor. Tüm bu konularda henüz somut veriler olmasa da ciddi risklerin bulunduğu bir gerçek. Karar alma ve hatta araştırma süreçlerinde tüm bu durumlar göz ardı ediliyor.

Ev içi, cinsiyetçiliğin en çok hissedildiği alanlardan biridir. Birçok ailede ev işlerinin neredeyse tümü kadının görevi olarak kabul edilir. Halihazırda ev içinde bir iş bölümü olsa dahi, bunların günlük planlanması, bütçeleme, alışverişin birçoğunu üstlenme gibi zihinsel ev işi yükü de kadının üstündedir ve kadınlar bu yükleri günün 24 saati üstlenmektedir. Evde geçirilen zamanın artmasına paralel olarak artan iş yükü orantısız bir şekilde kadınların üstüne düşmektedir. Normal zamanda kadının da erkeğin de çalıştığı durumlarda bu durum erkeğin ev işlerine “yardım etmesini” gerekli kılabilirdi ancak ikisinin de evde olduğu zamanın artması ev işi yükünün yeniden “ait olduğu yere” yani kadına yönelmesine sebep oldu. İzolasyon ve destek süreçlerinin eksikliği kadınlar üzerinde etkisini uzun süre gösterecektir.3Semiray Çerçi, Çeviri: Engender Brifingi “COVID-19 ve Kadınlar”, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/yazilar/2903/ceviri-engender-brifingi-covid-19-ve-kadinlar

“Kapalı” ne kadar uygun bir sıfat aslında kadınlar söz konusu olduğunda. Şikayetçi olduğunda karşılaşılan arabulucukla, üstü örtülerek kapatılan dosyalarla, intihar süsleriyle, uygulamaya konulmayan işlevsiz uzaklaştırma kararlarıyla devletin tüm kapıları kadınlara karşı kapalı aslında. 16 Aralık itibariyle 2020’de 362 kadın erkek şiddeti sebebiyle öldürüldü. Kiminin sebebi bilinmiyor, birçoğunun cebinden uzaklaştırma kararı belgeleri çıkıyorken İçişleri Bakanı “Kadına şiddet ayıptır” şeklinde açıklama yapıyor, kimi de İstanbul Sözleşmesi’ni hedef göstermeye devam ediyor. Kadınlar söz konusu olunca oynanan üç maymun karşısında kadınlar seslerini daha çok yükseltiyor, kadınlar kadın dayanışmasıyla kendi çareleri olmaya devam ediyor.

* Bu yazıda yer alan olası tıbbi bilgilerin doğruluğunu kontrol etmek ve Covid-19 salgınıyla ilgili güvenilir bilgilere ulaşmak için Türk Tabipler Birliği’nin İnternet sitesini ve sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz.

 

Bu yazıya referans verin: Yaren Bekdemir (17 Aralık 2020), "Kapalı Kapıların Ardında: Covid-19 Kadınları Nasıl Etkiledi?", Nimbus, Erişim tarihi: 28 Ocak 2021, https://nimbuskultursanat.com/kapali/kapali-kapilarin-ardinda-covid-19-kadinlari-nasil-etkiledi/.
Referanslar
 

Yorum Yapın