Bilinç 🧠Felsefe

Kitle Bilincine Tahakküm Aracı Olarak Kültür Endüstrisi

Kültür endüstrisi kavramıyla ilk kez Theodor Adorno ile Max Horkheimer’ın birlikte yazdığı Aydınlanmanın Diyalektiği eserinde karşılaşırız. Bu kavram ile kültür ürünlerinin birer meta haline gelerek bir endüstriye dönüşümüne vurgu yapılır. Kapitalizmin baskın gücü 20. yüzyılda farklı bir boyut kazanmış ve kitleleri tahakküm altında tutabilmek adına kültür ürünleri açıkça metalaştırılarak endüstri haline getirilmiştir. Kapitalizm ile kol kola girmiş bu endüstri devlet ve otorite aygıtlarının eliyle özellikle teknoloji alanında bizlere altın tepside sunulurken amaç, kitleyi araçsallaştırarak ondan pay çıkarabilmektir. Bizden koparılan her şey birtakım kapitaliste ve yeni tahakküm araçlarına gider.

Bu endüstrinin yürütücüleri olan otoriteler tarafından yalnızca “müşteri” olarak görülen bireyin “satın alma” edimi artık farklı bir boyut kazanmıştır. Edimin ekonomik boyutu, varlığını kültürel boyutta da gösterir. Ürünler birer kültür öğesi olarak bireye sunulur ve birey ile ürünlerin ilişkisi sağlanır. Müzik, sanat, edebiyat, sinema artık bir “pazara” sahiptir. Her biri alınıp satılan, üzerine değer biçilen, ne’liğini meta olmak’lık ile tamamlayan endüstri parçalarından ibarettir.

Reklamlar, dergiler, gazeteler, filmler, – günümüzde – sosyal medya ve bu endüstrinin vazgeçilmez biricik yürütücüleri olan resmi haber kanalları her an söz konusu bu kültürü kitlelere aşılar. Kitle bilincinin kırılımı bu aygıtlar ile her an sağlanır. Pasifize edilen kitle sadece ona sunulanı görür, ister ve tüketir. Ona biçilen görev budur. Tüm bir kitle, her bir birey tüketimin çarklılarından biri haline getirilir ve elbette yabancılaşma kaçınılmazdır. Gündelik hayatındaki tekniklerin onun yararına ve hizmetine olduğuna o kadar inanmıştır ki kendisine pranga vuran bu sistemin yürümesini yaşamını idame ettirmesi için gerekli görür. Kitle bilinci bu şekilde yanlış bilinç içerisinde soğurulur.

Kültür kendisini, özel ve sosyal getirileri tartışmasız olan ek bir hediye biçiminde sunduğu için, alınması da bir fırsata dönüşür. Bir şeyler kaçırmanın korkusu izdihama yol açar. Tam olarak neyin olup bittiği karanlıktadır; ama yalnızca olayların dışında kalmayanların fırsatı yakalama şansı vardır…1Adorno, T.W., Horkheimer, M. Aydınlanmanın Diyalektiği. s214

İnsan kültür endüstrisi içerisinde bir şeylere sahip oldukça var olduğu hisseder hale gelir. Peki ya gübrelerin kapının önünde kokuştuğu işçi konutlarına ne demeli? der Lefebvre. İşçi konutlarının önü hala gübrelerle, işçinin yaşamı yoksunluklarla doludur. Ama bu sistem içerisinde öyle uyuşturulmuştur ki, başına yastığına koyduğuna açlığını yeni teknolojik aletlere sahip olma hayalleri ile bastırır.

Kendisini kitlelerin uyuşukluğu ile güvence altına almış olan kültür endüstrisi ideoloji aygıtlarını kullanarak kitle bilincini dilediği şekilde yönlendirir. Kitle hiçbir ediminde özgür değildir, şartlandırılmıştır. Bu şartlandırılma kitle içindeki her bir bireye nüfuz eder. Birey kendisini her ne kadar kitleden ayrı görse de ortak olarak paylaştığı bir kültür ve ona manipüle edilen aynı ideoloji vardır. Birey tüm bunlara hiç farkında olmadan maruz kalır ve bunları devam ettirir. Kültür endüstrisinin ve ideolojinin en büyük avantajı da budur ve gücünü buradan alır.

Bu durumda ana meselemiz özgür öznelerdir, toplumsal varlığın kendisini nasıl inşa edeceğidir. Kültür endüstrisinin tahakkümünden kurtulmanın yolu yanlış bilincin aşılmasından geçer. Kitle bilincinin yanlış bilinçten kurtarılması için de bizlere büyük bir görev düşüyor. Bu görev – zannımca – “tamamlanmamış ve dönüştürülmüş bir proje olarak Aydınlanma’nın” yeniden kurulumu olarak belirir. Sapere Aude’nin tekrar yankılandığı bir çağda, insanın gerçekten kendi hayatının ve aklının yürütücüsü olabildiği bir yaşam içerisinde, özgür öznelerden oluşan bir kitlede bilincin eritilmesi bozguna uğratılacaktır.

 

Bu yazıya referans verin: Simge Armutçu (19 Mart 2021), "Kitle Bilincine Tahakküm Aracı Olarak Kültür Endüstrisi", Nimbus, Erişim tarihi: 8 Nisan 2021, https://nimbuskultursanat.com/bilinc/kitle-bilincine-tahakkum-araci-olarak-kultur-endustrisi/.
Referanslar
  • Adorno, T.W. (2011). Kültür Endüstrisi Kültür Yönetimi. (N. Ülner, M. Tüzel, E. Gen, Çev.). İstanbul: İletişim Yayınları, 6. Baskı
  • Adorno, T.W., Horkheimer, M. (2014). Aydınlanmanın Diyalektiği. (N. Ülner, E. Ö. Karadoğan, Çev.). İstanbul: Kabalcı Yayıncılık.
 
close

Selam 👋
Seni Nimbus'ta gördüğümüze çok sevindik!

Nimbus'ta yayınladığımız içerikleri düzenli aralıklarla posta kutunda görmek istersen, formu doldurabilirsin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Yorum Yapın