Bilinç 🧠Psikoloji

Aşk, Cinsellik ve Bilinç

Cinsellikte bilinç, ne derece var olabilir? Yolları ne sıklıkla kesişiyor olabilir? Bilinçli olmak, cinsellikte gerekli midir? Aranır mı? Mutluluğu/huzuru beraberinde getirir mi? Cinsellik ve bilinç, birbiri ardına çokça soruyu getirebilecek iki kavram.

Kendini kendine veya bir ötekine fiziksel, ruhsal ve duygusal anlamda kendini açma kararını verme durumu.

Cinsellik, sanıldığının aksine ilkel bir dürtü ve cinsel birleşmeden (penetrasyon) çok daha fazlası, çok yönlü ve karmaşık bir deneyim. Cinsel Terapi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, tarafından cinselliği tanımlamak için kullanılan yukarıdaki cümlede geçen bazı ifadeler bunu destekliyor: “Kendi kendine yaşanan”, “bir ötekiyle yaşanan” ve “karar verme”. İlk iki ifade, cinselliğin hem bedensel ve durumsal farkındalık hem de psikolojik iyi oluş ve benlik saygısının dengesi için önemli olduğuna dikkat çekerken “karar verme” ifadesi – her ne koşulda olursa olsun – cinselliğin beyinde yaşanan bilişsel bir sürecin çıktısı olduğu görüşünü destekliyor.

İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur.

Türk Dil Kurumu bilinci bu şekilde tanımlıyor. Her iki tanımda da yer alan ifadelerin benzerliğine odaklanın: “Ben” ve “öteki” vurgusu. Buradan yola çıkarak güvenli ve sağlıklı bir cinsellik için bireyin önce kendisi sonra bir başkasına yönelik algısının gelişmiş olması gerektiği yorumu yapılabilir. Aslında burada sıklıkla karıştırılan ve bilincin yok sayılmasıyla sonuçlanan iki kavram aşk ve cinsellik. Aşk bir üst duygu iken cinsellik bir histir, yani var olan duygunun tepkisi. Aşkta, şuursuzluk ve bilincin hiçe sayılması söz konusu olabilir. Ancak iş cinselliğe geldiği zaman zihinsel, duygusal, bedensel ve psikolojik tüm unsurlar devreye girer. Yani aşık olmadan herhangi bir cinsel deneyim yaşanabileceği gibi, cinsellik olmadan da aşık olunabilir. Bunun tek bir doğrusu ve yanlışı söz konusu değildir. Buradan çıkarılabilecek en somut ifade, güvenli cinsellikte bilincin yok sayılamayacağıdır. Peki buna rağmen, “Bir anlık kendimi kaybetmişim”, “Gözüm döndü”, “Normalde ben böyle biri değilim” gibi savunmalar hala nasıl toplumda bir yerlerde karşılık bulabiliyor?

Bu soruya “çünkü” ile başlayıp kurulabilecek birçok cümle var. Bence en önemli olanı: “Çünkü bilmiyoruz”. Başta anatomimiz olmak üzere bir deneyim ve süreç olarak cinselliği bilmiyoruz. Sahip olduğumuz tabular, inanç ve yanlış öğretiler ile yaşıyor, toplumda cinselliğin konuşulabilir olmasına izin vermiyor, ikili cinsiyet bazında kadın ve erkeğe yüklenen toplumsal cinsiyet rollerinin cinsellikte de pekişmesine sebep oluyoruz. Gelenekselleşmiş cinsellik anlayışına göre erkek hep arzulu ve hazır olan, ne yapması gerektiğini bilen, ilişkiyi başlatan ve yöneten aktif roldeyken kadın; cinsel istek ve arzularını dile getirmekten kaçınması gereken ve ötekinin isteklerine “hayır” demeyen pasif rolde. Bu anlayış, bilinci sadece erkeğe atfetmekle kalmayıp “günah”, “ayıp” diyerek kadını, kendi cinselliğini tanımaktan da alıkoyuyor. Tüm bunların sonucunda ise birileri çıkıp bu açıklamaları yaptığı zaman inanmak, ikna olmak ve hak vermek zor olmuyor. Bu gibi ifadeler, ancak doğru bilginin olduğu yerde geçerliliğini kaybeder.

Cinsel şiddet, rızanın yok sayıldığı; istenmeyen yer, zaman ve şekilde gerçekleşen, gerçekleşmeye zorlanılan ve girişimde bulunulan tüm anları kapsar. “Ben kimim?”, “Ne hoşuma gidiyor/gitmiyor?”, “Hangi arzu ve isteklere sahibim?” gibi soruların yanıtını verebildiğimiz sürece önceki cümlede yer alan “rıza” ve “istememe” kavramlarının içi dolar. Yani önce kendimiz ve sonra cinselliğimize dair bilgi ve farkındalık düzeyini artırarak ters giden şeyleri fark edebilir, bunların önüne geçebiliriz. Aksi takdirde boyun eğme ve itaat etme eğilimi artar, bilinç ortadan kalkar ve cinsel şiddet oranları yükselir.

Bir kez daha vurgulamak gerekirse karşılıklı paylaşım, onay ve bilincin bir arada olduğu cinsellik, sağlıklı ve güvenli olandır. Bir arada oldukları takdirde bu unsurlara sahip cinsel deneyimler – orgazm olsun veya olmasın – mutluluğu ve huzuru beraberinde getirebilir. Eğer bunu destekleyici somut bir göstergeye ihtiyaç duyuyorsanız verebileceğim ipucu şu: Yukarı baktığımız zaman daha iyi hisseden bir bedene ve zihne sahibiz.

 

Bu yazıya referans verin: Cemre Öztoprak (11 Mart 2021), "Aşk, Cinsellik ve Bilinç", Nimbus, Erişim tarihi: 6 Nisan 2021, https://nimbuskultursanat.com/bilinc/ask-cinsellik-ve-bilinc/.
 
close

Selam 👋
Seni Nimbus'ta gördüğümüze çok sevindik!

Nimbus'ta yayınladığımız içerikleri düzenli aralıklarla posta kutunda görmek istersen, formu doldurabilirsin.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Cemre Öztoprak
Psikolojik Danışman, Ankara Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümü 2018 mezunu, Uçan Süpürge Vakfı'nda genel koordinatör olarak toplumsal cinsiyet üzerine çalışıyor.

Yorum Yapın